| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

matematik fotoğrafları

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

Bilim adamları beyin gücüyle felç olmuş kası hareket ettirmeyi başardı


siteler11
 
Amerikalı bilim adamları, maymunlar üzerinde yaptıkları deneylerde, beynin küçücük bir hücresinin, felç olmuş kaslarda istemli hareketi yeniden sağlayabileceğini ortaya çıkardılar.
İngiliz Nature dergisinin bugünkü sayısında yayınlanan araştırmayı yapan bilim adamlarına göre, deneylerin olumlu sonuçları, omurilik yaralanması veya beyin kanaması sonucu meydana gelen felçlerin tedavisinde birkaç yıl içinde klinik uygulamalara geçilebileceğini gösteriyor. 

Araştırmacılar, ilk kez maymunların, beyinde istemli hareketleri kontrol eden bölge olan korteks motor hücreleri ile bir anestezik enjeksiyon aracılığıyla geçici olarak felcedilen bir organ arasında yapay bir bağlantı kurmayı birkaç dakikada öğrenebileceklerini gösterdiler. 

Amerikalı bilim adamları, maymunlara bilek kaslarını hareket ettirmek için tek bir nörondan yararlanmalarını sağlayacak "beyin-makina arayüzü" sistemi geliştirme çalışmalarının, "göreli doğal bir nöroprotez" üretilmesine 
olanak sağlayabileceğini söylediler. 

Araştırmayı yapan Seattle'ın Washington Üniversitesi'nden Chet Moritz, eğer bir maymun bunu yapabiliyorsa, bir insanın daha iyisini yapabileceğini belirterek, "Pratikte test ettiğimiz her nöron bu tip bir uyarma için kullanılabilir" diye konuştu. 

İnsan beyninde 100 milyar civarında nöron bulunuyor ve araştırma, bu nöronların şaşırtıcı adaptasyon kapasitesini gösteriyor. 

Bilim adamları, araştırmalarında önce, maymunlar bileklerini oynatırlarken, korteks motorundaki izole nöronların elektrik faaliyetini elektrodlar yardımıyla kaydettiler. Maymunlar, kendilerine önceden öğretilen çok basit bir video oyununu ekranda bir imleci hareket ettirerek bilek hareketiyle oynarken, araştırmacılar, anesteziyle geçici olarak maymunların bileklerini felçettiler. 

Beyin faaliyeti normalde istemli bir harekette bulunmak isterken, talimat hareketsiz kaslara ulaşmayınca, araştırmacılar, engeli "bypass" ettiler. 

Sinir hücrelerine bağlı elektrotlar, bir dış devreyle maymunların ön kol ve bileklerine bağlandı ve nöronlardan gelen sinyaller bir bilgisayar aracılığıyla yükseltildi. Böylece sinir hücresini yeterince kontrol etmeyi öğrenen hayvanlar, bileklerini de hareket ettirmeyi başardılar. 

Öğretmenler okul puanlarını şişiriyor

ikikereiki25

Ortaöğretim kurumlarına yerleştirmede bu yıldan itibaren geçerli olacak Ortaöğretim Geçiş Sistemi konusunda yalnızca veliler değil, özel okul öğretmenleri de yöneticilerden gelen "şişirme not baskıları" nedeni ile dertli. Veliler yerleştirmede yüzde 25 oranında etkili olacak Yılsonu Başarı Puanı (YBP) hesaplama yönteminin iptali için Danıştay'a giderken öğretmenler de okul yönetimlerinin yüksek not taleplerine direnmeye çalışıyor. Çünkü notları yüksek tutmaya çalışan bazı özel okul yöneticileri öğretmenlerden öğrencilere yüksek not vermelerini istiyor. Özel bir okulda matematik öğretmeni olan SÇ tüm öğrencilerine 100 vermek zorunda kaldığını anlatıyor: "Bütün öğrencilerin not ortalamasının 5, yani 100 tam puan olması mümkün mü? Benim öğrencilerimin hepsinin ortalaması 5. Okul yönetiminin baskısı nedeni ile vicdanım sızlayarak tümüne 100 vermek zorunda kaldım," diyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda "şişirme notların kolay belirlenebileceğini" açıkladığını hatırlatan öğretmenler bu okullarla ilgili girişimde bulunulmasını bekliyor.
Devlet okullarındaki öğretmenler ise "para baskısı" altında. Her ne kadar "katkı payı"nın zorunlu olmadığı açıklansa da hepimiz veli olarak bu payı ödüyoruz. Çünkü birçok okul, yeterli bütçeleri olmadığı için güvenlik, elektrik, temizlik, doğalgaz, su gibi giderleri velilerden topladıkları katkı payları ile ödüyor. Ancak gönüllü olması gereken bu katkı payları artık "öğretmenlerin değerini ölçer" hale geldi. Nasıl mı? Bazı okullarda müdürler öğretmenlerini "Sen ne kadar az para topluyorsun"diye azarlayarak öğretmenler ile velileri karşı karşıya getiriyor.
Rasathane'deki bir ilköğretim okulunda bu nedenle öğretmenler bunalmış durumda. İtiraz eden öğretmenlere meslektaşları önünde "beceriksiz" damgası vuruluyor. Bu arada 50 öğretmenin ders programı kendini "baş muavin" diye tanıtan müdürün özel sekreteri hazırlıyor, maaşını da Okul Aile Birliği bizim katkı payları ile ödüyor. Neden velilerin ve öğretmenlerin şikayet etmediklerine gelince veliler çocukları okulda öğrenim gördüğü için çekiniyor. Ancak öğretmenler bugünlerde İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer'in kapısını çalacak ve sorunlarına çözüm bulmasını isteyecek.
Kaynak : SABAH

MATEMATİK KÜLTÜRÜ

ikikereiki29 
Dünyada birçok insan matematikle olan dargın ilişkisinden şikayet eder. Birçoğumuz bunu bir eksiklik olarak ifade etmekten hiç çekinmez. Aksine, matematikteki eksikliğini neredeyse övünerek dile getirir. Matematiği gözümüzde öylesine büyütmüşüz ki, böyle bir `ihtişam` karşısında yetersiz kalmak bir özellik olarak algılanıyor. Otoriteyebiat etmek sahnesi... Matematiği yalnızca bir araç olarak gören ve toplumsal devinimden bağımsız algılayan bir paradigmada, matematiğin ideolojik boyutunu da gündeme taşımış oluyoruz böylece.

 

Her bilgi dalı gibi matematik de bir kültür olarak yaşamını sürdürür. Son zamanlarda yapılan kazılarda 30000-40000 yıl öncesine varan bulgulara rastlanmaktadır.Çeşitli kemikler ve taşlar üzerindeki işaretlerden daha o zamanlar insanların yaşamlarını ölçüp biçtiğini, hesap kitap yaptığını öğreniyoruz.

 

Gereksinmelerin giderilmesi, yaşamın örgütlenmesi için üzerinde yaşanan topraklar ölçülmüş, bölümlen-miş, hayvanlar sayılmış, gruplara ayrılmıştır. Evreni anlamak yolunda uzay tasavvur edilmiş, evrende görülenler benzetilerek geometrik şekil ve cisimlere vardırılmıştır.Giderek sayı dizgeleri farklılaşmış, çeşitli tabanda sayı sistemleri ortaya çıkmıştır. Bir taraftan insanların merak duyguları, yaratıcı yetileri, diğer yandan ihtiyaçların itici gücü ile matematik yaşamın kaçınılmaz bir parçası olmuştur. Doğa bilimleri büyük bir hızla evrilirken matematiği tetiklemiş, matematik de fiziksel araştırmaların motor gücü olmuştur.

 

Bu sürece sayısız örnek katmak olasıdır. Ancak temel sorun, böylesine insana has bir özelliğin, birçok kişinin başına nasıl dert olup çıktığıdır. Descar-tes`tan başlayan çözümleyici bakış açısı, Newton ve Leibniz ile doğanın devinimini anlamlandırma gayretlerinde doruğa ulaşmıştı.Matematik o güne kadar fizikle bu denli iç içe olmamıştı.Sonlu küçük matematikle fiziksel olguların değişim süreçlerine el atılmış, doğal süreçlerin modellenmesi ile mekanik biliminin temelleri atılmıştı. Bunun anlamı şuydu: Doğa olayları artık tasarlanabilir ve benzetilebilirdi. Böylece, matematik belirli bir dizge çerçevesinde düzenlenmeye başladı. Gelişen sanayi ölçütlerine göre insan yetiştirebilecek okullar ortaya çıkmaya başladı. Bu okullar, günün koşullarına ve gereksinmelerine göre içerik kazandı. Geometri cebirselleşti. Matematiği daha rahat kullanmanın ve buna göre bir öğretim çatısını kurmanın yoğun uğraşı gündeme geldi. Matematiğin bu yeni sistematik yapısı yeni kuşaklara aktarıldı.

 

Kültürel bir olgu olan matematik bu süreçte doğa bilimlerinin evriminde o denli etkili oldu ki, `bilimlerin kralı/kraliçesi` önermesiyle taçlandırıldı. Matematik bir `zeka ölçütü` olarak öne çıktı. Matematik bir otorite olarak örgütlenince, insan türünün çokluk, uzam, renk gibi doğal zihinsel yetileri şeyleşti. Yalın bir doğallık olan parmakla hesap yapmak gibi edimler aşağılandı. İnsanlar baş tacı edilen bu `matematik anlayışı` süzgecinden geçirilerek sınıflandırıldılar. Herkesin kendine özgü matematiksel nitelikleri, kabul gören ölçütlere karşı yenik düştü. Matematiğe yabancılaşıldı. Böylece, matematik kaygısı toplumsal bir nitelik kazandı.

 

Matematik, bir kültür olarak insani bir üründür, bir eserdir. Tarihsel devinimde bir evrim yaşamıştır ve yaşamaktadır. Hüküm süren kapitalist/tek-nolojist paradigma pozitivist ideoloji kapsamında matematiği tarihsiz kılar. Matematiğin evrenselliğine ilişkin inancı önemli ölçüde pekiştirir. Araçsal-laştırır. Böylece matematik üzerinden bir iktidar kurar. Matematik bir otorite olarak seçkinci bir çizgi izler. Matematik, modern bilimin anahtar girdisidir ve teknolojinin kaçınılmaz bir hammaddesidir. Buna göre, çokluk, uzam, renk, değişim, biçim gibi boyutlar insan zihninin doğal nitelikleriyken şeyleşir, metalaşır ve insana yabancılaşır... Bunun bir uzantısı olan matematik kaygısını incelemeyi sürdüreceğiz.

 

BENO KURYEL(Ege Ü. Müh. F. bkuryel@ttnet.net.tr)

Fastrackids Eğitim Program

 

Fastrackids programı nedir?

 Fastrackids programı 12 konuyu içeren okul öncesi eğitim ve anaokullarında kullanılmak üzere uygulanan, akıllı tahta üzerinden öğrencilerin grup içinde aktif bir şekilde yer almasına imkân tanıyan bir sistem. 1998 yılından itibaren Amerika´da kullanıma başlanan sistem şu anda yaklaşık 50 ülkede 200 farklı noktada kullanılıyor.
Fastrackids programının amaçları
 
“The Enrichment Place” ( Zenginleştirme mekânı) sloganıyla sesini duyuran Fastrackids programının amaçlarını altı başlıkta toplamak mümkün:
* Çocukları okula ve hayata hazırlamak
* Çocuklarda üretken düşünme ve problem çözebilme yeteneğini geliştirmek
* Çocuklara iletişim ve konuşma yeteneği kazandırmak
*Çocukların bilgiye ulaşabilmelerini sağlayıp, onlara bilgi paylaşmayı öğretmek
* Çocuklara liderlik ve kişisel gelişim özellikleri kazandırmak
* Çocuklara hayat boyu süren öğrenme sevgisi aşılamak

YAMANLARDAN KAZAN KAZAN PROJESİ

 matemat6


İzmir Özel Yamanlar Koleji, dersleri zayıf olan öğrencilerin bilgilerini artırmak için 'öğret kazan, öğren kazan' projesi başlattı.

Bu yıl ikinci dönemle başlayan proje kapsamında dersleri iyi olan öğrenciler, zayıf olan arkadaşlarını çalıştırıyor. Sistemin amacı, başarısız öğrencilerin hem bilgilerini artırmak hem de not ortalamasını yükseltmek. Proje sayesinde arkadaşına ders çalıştıran öğrenci, kendi bilgilerini de geliştirmiş oluyor. Öğretmenler de zayıf arkadaşına ders çalıştıran öğrenciye çabası doğrultusunda sözlü notu veriyor.

Öğretmenlerin kontrolünde bu yıl matematik dersini pilot olarak seçen okul idarecileri, önümüzdeki yıl fen, fizik ve kimya derslerinde de aynı sistemi uygulayacak. Bu yıl matematik ders notu beş üzerinden bir ve iki olan 20 öğrenciyi belirleyen matematik zümresi, başarılı 20 öğrenciyi ders anlatması için görevlendirdi. Proje, şimdiden meyvelerini vermeye başladı. Okulda, arkadaşlık ilişkileri gelişti, başarıda artış oldu. Matematik Zümre Başkanı Yusuf Bağcı, "İlk dönem dersleri zayıf olan öğrencilerin kendilerine güvenlerinin geldiğini; gözlerinden, derslere katılımlarından anlıyoruz." dedi. Başkan Bağcı, ÖSS'ye hazırlandıkları için son sınıf öğrencilerini projeye dahil etmediklerini vurguladı.

Şu anda 40 öğrencinin sistemin içinde yer aldığını vurgulayan koleji müdürü Şakir Ural, "Dersi zayıf olan öğrencinin seviyesini artırmaya, başarılı öğrenciyi de sözlü notuyla desteklemeye başladık. Bu kolektif bir grup çalışması. Ders dışında öğrenci, vaktini, çalıştırması gereken öğrenciye ayırıyor." şeklinde konuştu. Projenin bir sınavlık olmadığını, bütün bir dönem boyunca uygulanmaya devam edileceğini anlatan Ural, öğretenin ne kadar öğrettiğini, öğrenenin de ne kadar öğrendiğini gördüklerini ve kesinlikle gayreti ödülsüz bırakmadıklarını açıkladı. Çocukların kendine güveninin geldiğini kaydeden Ural, "Matematiği yapabileceğini gözlerinden anlıyoruz. Matematik, genelde korkudan yapılamayan bir ders. Öğrencinin bilgisi sağlamlaştıkça bu korku ortadan kalkıyor." diyerek uygulamanın olumlu sonuçlarını anlattı.

Proje Bakanlık'a örnek olabilir

Çalışmanın hiçbir olumsuz yönünün olmadığını aktaran Özel Yamanlar Genel Müdürü Sebahattin Kasap, projenin Milli Eğitim Bakanlığı'na da örnek olabileceğini açıkladı. Dersi zayıf öğrencilerin öğretmenlerine nazaran anlamadığı bölümleri arkadaşlarına daha rahat sorabildiğine dikkat çeken Kasap, öğreten ve öğrenen öğrencilerin günlük ödevleri de birlikte yaptıklarının altını çizdi. Kasap, eğitim dönemi sonunda projenin eksilerini ve artılarını gözden geçirerek uygulamayı kalıcı hale getireceklerini ifade etti.

-''YABANCI DİL DE MATEMATİKSEL DÜŞÜNME İSTER''-



                                 Yeni Zelasiteler5 nda Otago Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Clark, matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenlerin yabancı dili rahat öğrendiklerini ifade ederek, ''Diller, kurallar çerçevesinde öğrenilir ve bu da zaten matematik demek'' dedi.
Hacettepe ve Louisiana Üniversitelerinin ortaklaşa düzenlediği ''Uluslar arası Halka ve Modül Teori Konferansı'' için Türkiye'ye gelen Prof. Dr. John Clark, AA muhabirine günlük yaşamda ve dil öğreniminde matematiksel düşünmenin önemini anlattı.

Matematiksel düşüncenin, insanların günlük yaşamlarında karşılaştıkları olaylara sistematik, doğru ve çabuk yaklaşmalarında büyük yararlar sağladığını ifade eden Clark, bu düşünce sisteminin gelişmesinde, aile, çevre ve ekonomik koşulların etkili olduğunu söyledi.

Clark, sistematik düşünce yapısı da denilebilecek matematiksel düşüncenin çoğu kez kesin sonuçlar vermesine karşın, bazen de olayların doğru anlatılması, algılanması ve yorumlanmasında kullanıldığını kaydetti.

Matematiğin ekonomide ve mühendislik alanlarında yaygın kullanımının bilindiğini vurgulayan Clark, günlük yaşamdaki matematiksel düşünmenin de pek çok yararı bulunduğunu söyledi.

Matematiksel düşünme ile günlük yaşamda karşılaşılan herhangi bir sorun karşısında daha kalıcı çözümler üretilebileceğini ifade eden Clark, bu çözümlerle ilgili şu örnekleri verdi:

''Trafiğin tıkandığını düşünün. Bu durumda en kısa ve en zahmetsiz şekilde gideceğiniz yönü bulmak için matematiksel bir düşünce gerekir. Bir analiz yapmanız gerekir. İşte matematiksel düşünme de bu analizi daha kolay yapmanızı sağlayacaktır.

Herhangi bir iş için önemli bir mektup ya da dilekçe yazılması ya da bir olayın kısaca özetlenmesi gerekiyor diyelim. Burada olayları ya da sorunları sırasına göre yazmak ve doğru analizler yapmak gerekir. Matematikte de aslında düşünme metotları öğretildiğinden bu düşünce sistemiyle bir yazıda olayın nedenlerini, gelişme noktalarını ve sonuçlarını tek tek analiz ederek kolaylıkla yazabilirsiniz. Bir matematikçi de bunu tek tek görerek rahatlıkla yazabilir.''

Matematiğin mantık üzerine kurulu olduğunu ve herhangi bir olay karşısında bütün sebepleri ve buna dayalı bütün sonuçları hesaplayabildiğini dile getiren Clark, ''Matematik ya beyaz ya da siyaha dayanır. Duygulara yer bırakmaz. O nedenle kişiler arası ilişkilerde matematiğin ne kadar işe yaradığı konusunda kesin olarak bir şey söylemek oldukça zor. Çünkü kişiler arası ilişkilerde siyahlar ya da beyazlar yoktur'' dedi.

-''YABANCI DİL DE MATEMATİKSEL DÜŞÜNME İSTER''-

Matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenlerin ve matematikçilerin yabancı dili kolay öğrenebildiklerine işaret eden Clark, ''Yabancı diller kurallar çerçevesinde öğrenilir ve bu da zaten matematik demek. Matematikçiler, olaylara mantıksal çerçevede yaklaştıkları için, anadil ve yabancı dilin kendi yapısı arasındaki bağlantıları kolay şekilde çözümleyebilirler'' diye konuştu. 5 dil bildiğini söyleyen Clark, genelde yakın çevresindeki matematikçilerin ya da matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenlerin yabancı dili rahat öğrendiklerini ifade etti.

Yakın arkadaşları arasında 10 dil bilen matematikçiler bulunduğunu belirten Clark, ''Bu bir tesadüf değil. Bu konuda bilimsel bir çalışma olmamasına rağmen kişiden kişiye değişebilecek bazı durumları da göz önünde tutarak bir genelleme yapabiliriz'' dedi.

Gençlere matematiksel düşüncenin kazandırılması konusunda, anne, baba ve öğretmenin çevre koşullarını iyi hazırlaması gerektiğini kaydeden Clark, ''Matematik öğrenemeyecek hiçbir insan yoktur. Yeter ki koşullar uygun oluşturulsun'' diye konuştu.

Çocuklarına matematiksel bağlantıları öğretme yolunda eşiyle birlikte yoğun çaba harcadıklarını anlatan Prof. Dr. Clark, ''Eşimle birlikte her gün onlarla matematik ve dil üzerine çalıştık. Çocuklarımın biri diş doktoru, biri mühendis oldu. Bu konuda özellikle ailelere büyük iş düşüyor'' görüşünü dile getirdi.
ZAMAN


Ord. Prof. Dr. Cahit Arf'e büyük onur( EN BÜYÜK MATEMATİKÇİLERDEN)


 fotomat33

10 TL'lik yeni banknotların arka yüzünde Ord. Prof. Dr. Cahit Arf'ın portresi yer alacak. Portre, Sabancı Üniversitesi Rektörü ve Matematik Derneği Başkanı Ahmet Tosun Terzioğlu tarafından sağlandı. Arka yüzde ayrıca aritmetik diziler, abaküs, sayılar, Arf değişmezinden bir kesit ve ikili sayı sistemini ifade eden rakamlar olacak. 


1910-1997 yılları arasında yaşayan Arf, kendi adıyla bilinen teoremleriyle dünya çapında tanınmış Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük matematikçilerden biridir. Cebir, sayılar teorisi, esneklik teorisi, analiz, geometri ve mühendislik matematiği gibi çok çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalarla, matematiğe temel katkılarda bulunan Arf, 20'den fazla özgün yayın üretti. Cahit Arf, Arf değişmezi, Arf kapanışı gibi literatürde kendi adıyla anılan çalışmalarıyla matematik dünyasının önde gelen bilim insanları arasında yer alıyor. 

Öğretmenlerin şiddet bilinci yok!

 

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED), öğretmenlerin şiddet konusundaki görüşlerini ortaya koyarak şiddetin okullarda ve toplumda önlenebilmesi amacıyla çözüm önerileri geliştirmek için ''Öğretmenlerin Şiddet Konusundaki Bilgileri, Gözlemleri, Değerlendirmeleri ve Çözüm Önerileri'' araştırması yaptı.

Araştırma kapsamında Sakarya, Antalya,izmir,Kayseri, Trabzon, Erzurum ve Malatya olmak üzere her bölgeden toplam 7 ilde yapılan anket, endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi, ticaret meslek lisesi, imam hatip lisesi ve genel liselerden toplam 1040 öğretmene uygulandı, anketi 840 öğretmen cevapladı.

Öğretmenlere okulda şiddete yönelik önlemlerin, görüşlerin, çözüm yollarının sorulduğu anket sonucuna göre, öğretmenlerin yüzde 86'sı okulda şiddete karşı alınan önlemler kapsamında ''ziyaretçiler için kayıt defteri tuttuklarını'' belirtti. Öğretmenlerin yüzde 82'si ''belirli aralıklarla öğrencilerin üstlerinin arandığını'', yüzde 36.6'sı ise ''okulda özel güvenlik personelinin çalıştırıldığını'' ifade etti.

Ankette, öğretmenlere ''Okullarda personel tarafından öğrencilere karşı şiddet unsuru taşıyan davranışlara rastlıyor musunuz?'' sorusu yöneltildi. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu personelin öğrencilere şiddet uygulamadığını öne sürdü.

Öğretmenlerin yüzde 90'ı okulda şiddet olayı gerçekleştiğinde olaya karışan öğrencileri rehberlik servisine yönlendirdiklerini belirtirken, sağlık kurumuna sevk ettiklerini belirtenlerin oranı ise yüzde 16.4'te kaldı.

-''OKUL DIŞINDA ÖNLEM ALINMALI''-

Ankette, öğretmenlerin ''öğrencilerinin okul dışında şiddet olaylarına karıştığı duyumu alıp almadıkları'' da araştırıldı. 

Buna göre, endüstri meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 74.7'si, ticaret meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 65.4'ü, genel lise öğretmenlerinin yüzde 65.5'i böyle bir duyum aldıklarını, kız meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 63.2'si, imam hatip lisesi öğretmenlerinin yüzde 79.9'u ise hiçbir duyum almadıklarını söylediler. Ankette bu sonuçlar, ''İmam hatip lisesi ve kız meslek lisesi öğrencilerinin okul dışında şiddet olaylarına karışma oranları diğer liselere göre daha düşüktür. Şiddetin önlenebilmesi için okul dışında önlemlerin alınması gerektiği görülmektedir'' şeklinde değerlendirildi.

-''OKULLARIN MÜDAHALE PLANI YOK''-

Ankette, ''şiddete karşı potansiyeli olan öğrencileri tespit etmeye yönelik olarak çalışma yapılmasına ilişkin öğretmen görüşlerine'' de yer verildi.

Tüm okul türlerinde görev yapan öğretmenlerin ''çoğunluğu'' şiddete karışma potansiyeli olan öğrencilerin tespit edilmesine yönelik bir çalışma yapmadıklarını dile getirdi.

Ticaret meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 54.3'ü, imam hatip lisesi öğretmenlerinin yüzde 56.5'i okulda şiddet olayı yaşandığında bir müdahale planlarının olduğunu ifade ederken, diğer okullardaki öğretmenlerin yarıdan biraz fazlasının bir müdahale planlarının olmadığı görüldü. Bu da ''okulların çoğunluğunun yaşanacak bir şiddet olayı karşısında nasıl müdahale edeceklerine dair bir planlarının olmadığının anlaşıldığını'' ortaya çıkardı.

Öğretmenlerin yüzde 58.3'ü öğrencilerinin şiddet olaylarından rahatsız olduklarını belirtirken, öğretmenlerin yüzde 38.9'u ise öğrencilerinin şiddet olaylarından rahatsız olmadıklarını söyledi. Öğretmenlerin yüzde 50.7'si öğrencilerinin ''ev ile okul arasındaki'' şiddet olaylarından rahatsız olduklarını belirtti.

-''KALABALIK OKULLARDA ŞİDDET OLAYLARI OLDUKÇA YAYGIN''-

Kalabalık okullarda şiddetin artması durumuna ilişkin öğretmenlere görüşlerinin sorulduğu ankette, endüstri meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 50.7'si, kız meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 53'ü, ticaret meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 44'ü, imam hatip lisesi öğretmenlerinin yüzde 45.5'i, genel lise öğretmenlerinin yüzde 47.8'i kalabalık okullarda şiddetin ''oldukça'' yaygınlaştığını ifade etti.

Okullardaki öğrenci sayısının kalabalık olmasının şiddet olaylarının daha fazla yaşanmasında önemli bir etken olduğu tespitine yer verildi.

Medyanın şiddet olaylarını kamuoyuna ne derecede doğru yansıttığına ilişkin ise öğretmenlerin yüzde 45.6'sı medyanın şiddet olaylarını oldukça abarttığını öne sürdü.

Anket, öğretmenlerin çoğunluğunun öğrencilerin şiddeti çözüm yolu olarak gördüğü düşüncesinde birleştiğini ortaya koydu. Öğretmenlerin, yüzde 80'inin şiddetin önlenebileceği görüşünü taşıdıklarını dile getirdi.

-''ÖĞRETMENLER ŞİDDET KONUSUNDA HİZMET İÇİ EĞİTİM İSTİYOR''-

Anketin değerlendirilmesinde, öğretmenlere göre, okullarda kültürel ve sosyal faaliyetlerin yeterli olmadığının anlaşıldığı belirtilerek, okullardaki şiddetin önlenmesinde son derece önemli olan bu tür faaliyetlerin artırılması için düzenlemelerin yapılmasının gerekli olduğu kaydedildi.

Öğretmenlerin çoğunluğu şiddet konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaçları olduğunu, öğrencilere ''çatışma yönetimi kursu'' ve ''stresle başa çıkma eğitimi''nin verilmesi gerektiğini belirtti.

Öğretmenlerin yüzde 72.9'u da okulda verilen cezaların şiddet içermediğini, yüzde 75'i okulun emniyet açısından güvenli olduğunu, yüzde 70'i şiddete neden olacak bir olgu belirdiğinde hemen müdahale ettiğini ifade etti.

 

 (aa)

Dünya'da 18 milyon nitelikli ilkokul öğretmeni açığı var

PARİS -AA- Dünyada 18 milyon nitelikli ilkokul öğretmen açığı olduğu bildirildi. 
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'ne birkaç gün kala yayımladığı rapor, dünyada, yaklaşık 4 milyonu Afrika'da olmak üzere 18 milyon nitelikli öğretmen açığının olduğunu ortaya koydu. 
Raporda, Afrika'da evrensel ilköğretim hedefine ulaşmak için 3.8 milyon daha öğretmene ihtiyaç duyulduğu vurgulanarak, Ruanda ve Mozambik'de sınıfların 60 öğrenciye dek çıktığına dikkat çekildi. 
UNESCO ayrıca, öğretmenlerin formasyon sorununa da değinerek, nitelikli öğretmenlerin yetişmesinin gerekli olduğunu bildirdi. 
Örgütün yayımladığı son yıllık rapor, 2000 yılında Dakar'da düzenlenen Dünya Eğitim Forumu'nda katılımcı 164 ülke tarafından "Herkes İçin E ğitim" başlığıyla belirlenen hedefler sayesinde 1999'da 647 milyon olan ilköğretime giden çocuk sayısının 2005 yılında 688 milyona çıktığını göstermişti. 
Ancak raporda yine de okula gitme konusundaki eşitsizliğin, kırsal, kentsel kesimler, toplumsal koşullar ile cinsiyetler arasında sürdüğü de vurgulanmıştı.
- matematik - tanjant2x
dizin.gen.tr yeniListe.com site ekle cilt bakımı Backlink Siteni Ekle Add URL hit Seo Google